9 Ocak 2016 Cumartesi

Bir Yılbaşı Macerası.. Belgrad..

Birleşen tatilleri erken tespit edip ucuz uçak bileti kovalamak son zamanlardaki hobilerimden. 29 Ekim için bilet bakarken 1 Ocak’ın Cumaya denk geldiğini fark ettiğim an bunu değerlendirmem gerektiğini düşündüm. Hem yurtdışında yeni yılı karşılama tecrübesi hem de bizi vize zahmetine sokmayacak bir destinasyon olarak Belgrad’a gitmeye karar verdik. Yaklaşık 9 ay öncesinden de uçak biletlerini “gayet” hesaplıya getirip uzun bir hazırlanma dönemine girdik.



Sırbistan Avrupa Birliği üyesi olmadığı için daha önce tecrübe ettiğimiz Avrupa ülkelerinden bazı farklı noktaları var. Gitmeden önce bunlara dikkat etmekte fayda var. Birincisi vizesiz olması çok büyük avantaj. Pasaportu cebe atıp buradan İzmir’e gidiyormuşçasına pasaport kontrolünü geçip ülkeye giriş yapıyorsunuz. Uçaktan indiğiniz gibi 2-3 tane polis pasaportları kontrol ediyor. Eğer pasaportunuzda daha önceden Schengen ya da Amerika vizeniz falan varsa geçişiniz çok daha kolay oluyor. İlk defa yurtdışına çıkıyorsanız ya da pasaportunuzda daha önceden alınmış vize yoksa birkaç soruya maruz kalabilirsiniz girişte. Daha sonra pasaport kontrolü ve artık Belgrad’dasınız.

Diğer bir püf nokta para birimi. Sırbistan’ın para birimi Sırp Dinarı (RSD). Buradan cebinize Euro koyup giderseniz rahat edersiniz. Orda TL’yi RSD’ye çevirme ihtimaliniz yok denecek kadar az. Pasaport kontrolünü geçtikten hemen sonra ATM tarzı bankolar var orada bir miktar Euro bozdurmak mantıklı. Kalan paranızı da şehre indikten sonra her yerde görebileceğiniz “Menjacnica” şeklinde okuyacağınız döviz bürolarında daha uygun bir kurla bozdurabilirsiniz. 1 Euro yaklaşık 120 RSD olduğundan 1 TL’de aşağı yukarı 40 RSD ye denk geliyor. Kafanızdaki bütçe hesaplamasını buna göre yapabilirsiniz. Orda zaman geçirmeye başladıkça Belgrad’ın ucuz değil de “çok” ucuz bir şehir olduğu algısı tamamen içinizi huzurla kaplayacak.

Son olarak sizi zorlayabilecek durum ise Sırpların kiril alfabesi kullanıyor olması. Biz bunu Yunanistan’da da yaşamıştık ama orası EU üyesi olduğu için bizim alfabeyi de yoğun olarak kullandıkları için sorun yaşamadık ama Belgrad’da durum daha farklı. Gerçi 1-2 gün kalınca artık gözleriniz alışıyor ama yine de biraz hazırlık yapmakta fayda var.


Belgrad’a gittiğinizde Nikola Tesla havaalanına iniş yapıyorsunuz. Havaalanından şehre ulaşım çok kolay. Eğer 3-4 kişiyseniz taksi seçeneğini tercih edebilirsiniz. 1800 RSD civarında götürüyorlar bildiğim kadarıyla. Buradaki ince nokta üzerinde “pink taksi” yazan taksileri tercih etmeniz. Biz hiç taksi kullanmadık ancak diğer taksilerde çok farklı fiyat uygulamaları olabiliyormuş yok yere fazla para ödemeyin.

Diğer alternatifler çok daha hesaplı bunları tercih etmenizi tavsiye ediyorum. Havaalanından çıkmadan hemen bir üst kata çıkıp oradan geçen 72 numaralı otobüs (150 RSD) ya da A1 numaralı servislerle (300 RSD) maksimum 40 dakikada şehir merkezine ulaşmak çok kolay. 72 numaralı otobüse Sırplar para ödemeden biniyor ama siz şoföre gidip bilet kestirin. Turistler için yolda görevliler binip bilet soruyorlar ve 2000 RSD cezası var. Bize denk gelmedi ancak risk almaya da gerek yok.



Şehir içi ulaşımda da genellikle her yer yürüme mesafesinde ancak baktınız çok gözünüzde büyüdü yol şehrin etrafında ring atan 2 numaralı tramvay var. Bunu kullanabilirsiniz. Bütün turistik yerlerden geçiyor neredeyse. Buna da önlem olarak bilet kullanın derim. Biz kullanmadık ama herhangi bir kontrolörle de karşılaşmadık. Tramvay dışında otobüs, troleybüs ve taksi diğer ulaşım araçları. Ama yürüyün ve şehrin sokaklarını, savaştan kalma binaları, parkları, cafeleri yürüyerek keşfedin.

Konaklama konusunda onlarca alternatif var ve hepsi çok hesaplı nerdeyse. Belgrad Novi Grad ve Stari Grad olarak ikiye ayrılıyor. Siz vaktinizin neredeyse tamamını Stari Grad tarafında geçireceksiniz. Buna göre lokasyonu ayarlayın. Biz booking.com aracılığıyla bir ev kiralamıştık ve çok memnun kaldık. Eski bir binanın 10.katıydı ancak manzarası çok başarılıydı. Biraz şehir dışından tuttuğumuzu düşünmüştük ama hiç de öyle değilmiş. Savamala bölgesine çok yakındı. Daha merkezi olarak Knez Mihailova caddesine yakın yerleri tercih edebilirsiniz. Ya da airbnb kullanıyorsanız çok efsane evler var yine çok hesaplı fiyatlara. Bakın fiyat yazmıyorum ki bana “hadi lan oradan” yazmayın diye araştırın kendiniz görün. Bizim evin manzarası da şöyle gördüğünüz gibiydi:



Biraz gidişimizden bahsedeyim. Normalde İstanbul-Belgrad arası uçakla 1 saat 25 dakika civarında sürüyor. Sabah 10:20 uçağımızın zamanında kalkıp inmesiyle 1 saatlik farkı da eklediğimizde 11:50 civarında oranın yerel saatiyle orada olmamız gerekiyordu. Ancak 30 Aralık’ta başlayan ve hiç durmadan 2-3 gün devam eden yoğun kar fırtınası sebebiyle çok zahmetli bir yolculuk oldu. Sabah havaalanına ulaşmamız zaten başlı başına bir macerayken uçağın sadece yarım saat rötar yapması biraz rahatlattı bizi. Sonra bizi uçağa aldıklarında neyse zamanında kalkıyoruz dedik ancak asıl olay burada başlıyormuş. Tam 5 saat uçağın içinde kalkış için bekledik. 2-3 saat sonra bir grup yolcu gitmekten vazgeçtiğini inmek istediğini söyleyince onların bavulları arandı ve indirildiler. Bir ara o kadar bekledikten sona uçuşun iptal edilmesi ihtimali korkuttu ancak 5 saat sonra da olsa uçağımız kalktı ve Sırbistan saatiyle 17:00 gibi bir saatte inişimizi yaptık. Bu gecikme zaten 3 gün olan tatilimizi de plan program olarak baya etkiledi ancak kalan 2,5 gün bizim açımızdan çok keyifli ve verimli geçti.



Nereleri gezmeli kısmına girmeden son olarak şunu da ekleyelim. Eğer bizim gibi yılbaşı tatili için falan gitmiyorsanız sakın Belgrad’a kışın gitmeyin. Balkanlardan gelen soğuk hava dalgasına yok yere yakalanmanın alemi yok. Çok soğuk bir döneme denk geldiği için resmen donduk diyebilirim. Hava sürekli -5 ile -10 derece arasında gidip geldi. Bahar ve yaz dönemlerinin ne kadar hareketli geçeceğini düşünerek müsait bir sıcak zamanda tekrar ziyaret etme arzusundayız Belgrad’ı. Artık görülmesi gereken yerlere geçebilirim.

Kalemegdan:

Adından da anlaşılacağı üzere Kale Meydan ismi Belgrad’ın Osmanlı toprağı olduğu yıllardan kalma. Belgrad’ın coğrafi olarak kurulduğu bölgede bulunan yani Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği bölgeye yapılan Belgrad kalesinin bulunduğu alan diyebiliriz. Şehrin en turistik bölgesi olmasının yanı sıra en büyük parkı da burası. Kale Osmanlı tarafından yapılmış. İçeride savaş dönemlerinden kalma silahlar, toplar, tanklar var. Ayrıca az önce belirttiğim gibi Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği bölgeyi en iyi buradan fotoğraflayabilirsiniz. Hava çok soğuk olmasaydı eğer daha çok vakit geçirmek isterdim ancak olabildiğince hızlı şekilde dolaştık, fotoğrafladık ve çıktık.

Son olarak Hayvanat Bahçesi de Kalemegdan’ın içinde yer alıyor. Giriş 450 RSD olması lazım. Bir de askeri müze var içeride. Hava şartları ve kısıtlı zaman buraları ziyaret etmemize engel oldu maalesef.

Knez Mihailova Caddesi:

Belgrad’la ilgili okuyacağınız bütün bloglarda yazıldığı gibi burası da Belgrad’ın İstiklal Caddesi. Çünkü her şehrin bize göre bir İstiklal Caddesi vardır. Şaka bir yana bugüne kadar ziyaret ettiğim şehirler içinde bizim caddeye en çok benzeyen cadde de net olarak burası. Kalemegdan’dan başlayarak Trg Republike (Cumhuriyet) meydanına kadar devam ediyor. Üzerinde tahmin edeceğiniz üzere türlü türlü cafeler ve alışveriş için gerekli bütün markalar bulunuyor.


Trg Republike Square:

Sırbistan Ulusal Müzesinin de bulunduğu bu meydan aslında toplu taşımanın da kalbi diyebiliriz. Mihailova caddesinin sonunda soluklanıp bir kahve içebilir biraz vakit geçirebilirsiniz. Biz de öyle yaptık zaten. Ünlü Hotel Moskva da buranın 100-150 metre kadar ilerisinde bulunuyor.

Nikola Tesla Müzesi:

Havaalanından başlayarak şehrin muhtelif noktalarına ismini veren ünlü fizikçi Nikola Tesla’nın icatlarının, kıyafetlerinin sergilendiği bu müze Belgrad’da mutlaka uğranılması gereken birkaç yerden birisi. Aslında çok küçük bir müze ancak burayı ilginç kılan içeride size bir rehberin eşlik ederek Tesla hakkında detaylı bilgi verdikten sonra bazı icatlarının deneyini yaptırması. Özellikle florasanlı deney resmen Star Wars filmlerindeki ışın kılıçlarını anımsatıyor. Giriş 500 RSD.

Ne kadar gerekli bir bilgi bilmiyorum ama Türk konsolosluğu da müzeyle aynı cadde üzerinde yer alıyor.

St. Sava Kilisesi:

Belgrad’ın en ihtişamlı yapılarından birisi ancak çok eski bir tarihi olduğunu düşünmüyorum. Dışarıdan ilk gördüğümde acaba Osmanlı döneminden kalma bir camiden mi bozup kiliseye çevirmişler diye düşündüm ama içerisine girince daha yapımının devam ettiğini gördüm. Oraya kadar gitmişken bir gidip bakmakta fayda var. Tesla müzesine çok uzak değil. 2 numaralı tramvayda yakınından geçiyor.


St. Marks Kilisesi / Tajmagdan:

Belgrad’ın büyük Ortodoks kiliselerinden birisi olan St. Marks kilisesini de ziyaret etmek isteyebilirsiniz. Burada daha çok Taş Meydan olarak adlandırabileceğimiz parka değinmek istiyorum. Parkın birçok yerinde satranç masası şeklinde masalar var. Tabi ki soğuk ve yağışlı hava sebebiyle parklarda vakit geçirme şansımız olmadığı gibi zaten kimsecikler de yoktu. Gitmeden bloglarda okuduğum kadarıyla bu satranç masalarında iyi havalarda amcalar satranç oynuyorlar hatta turistleri de masalarına davet edip boyunun ölçüsünü alarak yolluyorlarmış. Giderseniz siz de katılmak istersiniz belki. Benim gibi parklarda vakit geçirmeyi çok seven birisi için çok ideal bir şehir Belgrad. İstanbul’un herhangi bir semti kadar şehrin neredeyse yarısı parklardan oluşuyor. Bütün caddeleri sağlı sollu ağaç diyebilirim. İmrenmemek elde değil.

Skadarlija:

Belgrad’ın “bohem bölgesi” olarak adlandırılan Skadarlija benim en çok sevdiğim bölgelerinden birisi oldu. Arnavut kaldırımlı Skadarska caddesi üzerinde çeşit çeşit Sırp restoranları, barlar, meyhaneler, sanat galerileri mevcut. Geceleri fasıl niteliğinde canlı Sırp müzikleri çalan müzisyenler bir Nevizade ambiyansı yaratmıyor değil. Bu caddeden de 1-2 mekâna birazdan değineceğim. Her yere yürüme mesafesinde olduğu kadar 2 no’lu tramvayla da çok kolay ulaşabilirsiniz.

Beton Hala:

Kalemegdan’ın alt kısmında bulunan bu bölge Sava nehrinin de hemen kenarında yer alıyor. Dışardan bakıldığında eski ve döküntü gibi dursa da çok kaliteli birkaç restaurant ve gece kulübünü içinde barındırıyor. Gündüz gitme şansı bulamadık ancak bir akşam yemeğimizi buradaki restaurantların birinde yedik.

Savamala:

Belgrad’ın yeni gelişen bölgelerinden birisi Savamala. Adından da anlaşılacağı üzere Sava nehrinin kenarında köprünün hemen altında kalıyor. Özellikle geceleri daha hareketli. Çeşitli barlar, gece kulüpleri açılmaya başlamış ve görünen o ki daha da popüler olmaya devam edecek. Evimiz bu bölgede olduğu için Yılbaşı gecesinden sonraki gecelerimizi ağırlıklı olarak burada geçirdik. Hiç de pişman olmadık.

Bunların dışında gidemediğimiz iki yer var vakit darlığı ve hava koşullarından dolayı ama oraları hakkında da biraz bilgi vermek istiyorum. Birisi Strahinjica Bana caddesi. Burası Knez Mihailova’ya yakın biraz daha lüks restaurantların olduğu bir cadde. Bir gece yakınlarında Blaznavac adlı bir bara uğradık ama caddeyi görme fırsatım olmadı. Gitmek için not aldığım 1-2 yer vardı bir sonraki ziyarete bıraktım. Diğeri ise Novigrad tarafında bulunan şehir merkezine 15-20 dakika uzaklıktaki Zemun bölgesi. Yazları daha hareketli olduğu ve yeni yeni gelişen, restaurantların açıldığı bir bölge olduğu söylendi. Özellikle balık yemek için tercih edilebilir.

Maç gününe denk gelirseniz Kızılyıldız ve Partizan statları birbirine çok yakın. Basket maçlarının oynandığı Kombank Arena ise Novigrad tarafında kalıyor. Denk gelseydik Delije bir organizasyon yapabilirdik ama ben sadece bir Partizan atkısı ile yurda dönüş yaptım. Bunun yanında her yerde Novak Djokovic’le ilgili bişeyler görmeniz muhtemel.



Şehrin her tarafı graffitiler, duvar yazıları, sokak sanatları ile süslenmiş durumda. Tam bir açık hava müzesi olabilir bu konuda. Bol bol fotoğraf çektim ancak tekrar gitme şansım olursa sokak sanatlarını çok daha iyi fotoğraflamak isterim.

AVM (eyviem) sevenler için ise Novigrad tarafında büyük bir shopping center mevcut.

Sırpların kendilerine özgü birası Jelen. Biraz aromalı bir bira ben daha çok Niksicko isimli birayı tercih ettim. Yerel içkileri ise Rakija. Biraz sert bir içki rakı ile karıştırmayın. Shot olarak içiliyor ancak 2-3 taneden fazla içerseniz fena çarpabilir.

Belgrad küçük bir şehir ancak yazılacak anlatılacak çok şey var. O yüzden bu yazımı şimdilik burada kesiyorum. Yeme, içme, gece hayatı hakkında tavsiyelerimi de en kısa zamanda yeni bir yazı ile beğenilerinize sunacağım. 

1 yorum: