17 Nisan 2016 Pazar

Tour of Toscana.. Pisa.. Siena..

Eğer Floransa’ya geldiyseniz ve 1 günden fazla konaklayacaksanız size daha fazla yer görebilmeniz için çok güzel bir tavsiyemiz var. 1 gün içerisinde hem küçük çaplı bir Toskana turu yapabilir hem de etkileyici iki (yada üç) şehri bir arada gezebilirsiniz. Üç diyorum çünkü San Gimignano da genelde bu tura dahil ediliyor tur şirketleri tarafından ama bizim gibi trenlerle seyahat edecekseniz çok yorucu olabilir. Yeri gelmişken yazıyım biz trenle gezmeyi tercih ettik ama kişi başı 80 € karşılığı bu üç şehrin dahil olduğu turlardan satın alabilir ve otobüslerle de bu turu yapabilirsiniz.



Firenze SMN’den sabah 8:00’de yola çıkıyoruz. Regional trenlerle Pisa Centrale yaklaşık 1 saat sürüyor. Kişi başı 7-8 € gibi bir ücret ödedik. Bir bölgeyi trenle gezmenin en keyifli yanı otoyolların geçtiği betonarme bölgelerden değil tren yollarının geçtiği daha ücra köşeleri de görme fırsatı tanıması. Biz de Toskana vadisini tabii ki bu şekilde gezmek o pastoral renkleri doya doya izlemek istedik. Hiç de pişman olmadık.

Yaklaşık 9:00 gibi Pisa Centrale’e ulaştık. Pisa şehri de tıpkı Floransa gibi Arno nehrinin üzerine kurulmuş bir şehir. Şehre indiğiniz zaman bir sakinlik bir sessizlik söz konusu. Zaten meşhur Pisa kulesi hariç pek bir olayı da yok. Dolayısıyla bir an önce kuleye çıkıp öğlene kadar rotayı Siena’ya çevirmek lazım. Kule Mucizeler Meydanı olarak da bilinen Piazza Dei Miracoli’de bulunuyor. Centrale’den yaklaşık 15 dk yürüyerek ulaşılabiliyor. Meydanda Katedral, çan kulesi ve vaftizhane mevcut. Buradaki çan kulesi çocukluğumuzdan beri eğik olarak öğrendiğimiz Pisa kulesi oluyor. Gerçekten de bayağı eğik =)



Kuleye çıkmak için isterseniz 8 € karşılığı bir ücret ödeyip çıkabilirsiniz. Kulenin hassasiyetini göz önünde bulundurarak belirli sayıda gruplar halinde alıyorlar içeri.  Kulenin daha fazla eğilmemesi için sık sık da tadilat ve zemin çalışmaları yapılıyor. Koca şehire sırf bu kuleyi görmek için binlerce turist akın ediyor her sene.



Meydan fotoğraf çektirmek için yarışan turistlerle dolu. Kuleyle garip fotoğraflar çektirmek isteyen yüzlerce insan bir akıl hastanesi bahçesi görüntüsü de vermiyor değil. Tabi ki bizde bu furyaya katıldık =) Sabah erken gitmemizin çok büyük bir artısı turist kalabalığı oluşmadan ziyaretimizi tamamlayıp asıl kalabalık akın ederken çevrede bulunan cafelerde kahvemizi içip yavaş yavaş Siena’ya geçiyor oluşumuzdu. Dönerken geldiğimiz yoldan değil farklı bir yoldan yürüdük ve şehrin sokaklarını da daha ayrıntılı görme şansımız oldu.



Pisa’dan Siena’ya geçmek için tren istasyonuna geldik ve buradan biletimizi alıp yine yola koyulduk. Bu güzergahta direk gidiş yok. Dolayısıyla Empoli’de inip aktarma yapmanız gerekiyor. Siena’ya geçmek aktarmayla birlikte yaklaşık 1,5 saat sürdü. Regional trenler hızlı trenler gibi konforlu değil. Bizim eski Halkalı-Sirkeci seferleri gibi baya eski ve bakımsız trenler. Buna rağmen baya dakik hareket ediyorlar. Yine keyifli bir yolculuğun ardından saat 12.30 gibi Siena istasyonunda iniyoruz. Buradan eski şehri bulmamız da bi yarım saat sürdü ve saat 13:00 gibi Siena şehrinin kapısından içeri girdik.



Floransa’ya girdiğimizde şehrin o ortaçağ ambiansından ne kadar etkilendiğimi anlatmıştım size. Siena’ya girdiğimde ise ağzımdan çıkan ilk cümleler “atımı getirin bana” olmuş olabilir =) Resmen 1300’lü yıllara giriş yapmış gibi hissediyorsunuz. Tarihi dokusundan o kırmızı tuğlalı binalardan ve renginden etkilenmemek elde değil. Daracık sokaklara bırakıyoruz hemen kendimizi. Bu bölgede tek ulaşım aracı tabanvay olduğu için gezmek de keyifli. Araçlar sadece belli bölgelere girebiliyor.



Siena’nın görülmesi gereken en önemli yeri Piazza Del Campo. Bu meydan istiridye kabuğu gibi eğik bir yapıya sahip ve 9 bölmeden oluşuyor. Bu 9 bölme dönemin idari yapılarını temsil ediyormuş. Meydan’ın ana yapısı ise kadrajlara zor sığan kulesiyle Palazzo Pubblico. Biz de şaraplarıyla ünlü bu güzel şehirde Chianti üzümlerinden yapılmış şarabımızı alıp meydana çöktük ve güzel havanın tadını çıkardık.



Piazza del Campo ünlü Palio yarışlarının yapıldığı meydan. Sadece 90 saniye süren bu yarışlar için şehrin mahalleleri bir sene çalışıyor ve 16 Temmuz ile 2 Ağustosta olmak üzere yapılan yarışlarda senenin kazananı belli oluyor. Kazanana da ipek bir flama veriliyormuş ve Palio da bu ipek kumaşın adıymış. O tarihlerde Siena’da bulunursanız eğer değişik bir deneyim yaşayabilirsiniz.



Bunun dışında Siena katedrali de görülmesi gereken başka bir yapısı Siena’nın. Biz nasıl görmeden döndük bilmiyorum ama fotoğrafları baya etkileyici. Bunun dışında çoğu Avrupa şehrinde olduğu gibi Siena’da da siesta olayı gayet yaygın ve 14:00-17:00 arası neredeyse bütün dükkanlar kapalı. Yemek saatinizi buna göre ayarlamakta fayda var.

Biraz daha Siena sokaklarına dalıp fotoğraf çektikten sonra artık hem saat geç olmaya başladığı hem de sabahın köründe başlayan yolculuğun yorgunluğu kendini baya hissettirmeye başladı. Bizde gezerken Floransa’ya otobüslerin kalktığı bir meydan keşfetmiş ve saatlerine bakmıştık. 18:00 de kalkan otobüsle 5 € karşılığında yaklaşık bir saat süren bir yolculuğun ardından Floransa’ya geri döndük.




Sabahın erken saatlerinde kalkıp Venedik’e yol alacağız daha. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder