18 Haziran 2016 Cumartesi

Ege'nin Akdeniz'le Buluştuğu Yer.. Marmaris.. Akyaka..

Geçen sene yaz tatilimizi yurtiçinde yapma kararı aldığımızda hiç düşünmeden seçtik Marmaris’i. Bodrum, Çeşme gibi alternatifleri ben bu tarz tatillerde pek tercih etmiyorum fazla popüler olmasından dolayı. Herşey dahil tesislerin yoğun olduğu Antalya bölgesi ise artık tamamen tatil anlayışımızın dışında. Marmaris ise yıllar önce birkaç kez gittiğim ve hayran kaldığım bir tatil beldesiydi. Daha ayrıntılı gezmek, tadını çıkarmak için bundan daha iyi fırsat olamazdı sanırım. Tamam bir hafta bize yetmedi hatta gezmek isteyip gezemediğimiz de birçok yer kaldı ancak 6 günde yapılabilecek aktivitelerin sınırını zorladığımızı düşünüyorum. Bu rehberimizde de neler yapabildik bunlardan bahsedeceğiz.



Öncelikle Marmaris’e ulaşmak için eğer karayolu tercih etmiyorsanız kullanacağınız alternatif yer Dalaman Havalimanı olacak. Fethiye için de bu havaalanını kullanmanız gerektiğini ekleyelim. Burdan Marmaris için ya araba kiralayacaksınız yada Havaş ile 1.5 saat civarında bir yolculuk sonrası Marmaris otogarına giriş yapacaksınız. Buradan da minibüsler aracılığıyla otelinizin olduğu bölgeye geçebilirsiniz.

Marmaris’te konaklama için yüzlerce alternatif mevcut. 5 yıldızlı hotellerden, pansiyonlara kadar onlarca alternatifi çok yakın bölgeler içerisinde bulabilirsiniz. Fiyat alternatifleri de bu kaliteye göre değişiyor tabi ki ancak bizim gibi konaklamayı sadece gece uyumak için yapıyorsanız daha hesaplı yerleri tercih etmek mantıklı. Biz de öyle yaptık ve çok hesaplı bir otelde kaldık. Otelimiz Siteler bölgesinde idi.



Marmaris çok dağınık bir tatil beldesi değil. Bir merkeze toplanmış ve semtleri de bu merkezin etrafında. Merkezden çıkıp sahilden devam ettiğinizde Siteler bölgesine buradan 10 dakika daha devam ettiğinizde çok daha güzel bir semti olan İçmeler’e geliyorsunuz. Merkezden biraz içeri girip iç kesimlere doğru ise Armutalan semti var. Dediğim gibi hepsi de merkeze en fazla 10-15 dk mesafede yerler.



Bunun yanında yine Marmaris’e yarım saat mesafede Turunç, Orhaniye, Selimiye, Akyaka, Datça gibi cennet merkezlere de ulaşmak mümkün. Buralarda Marmaris gibi hareketli ortam bulamazsınız ama huzurun, cennetin dibine vurabilirsiniz. Ya da Dalyan’a geçip Kral mezarlarını ve çamur banyolarını ziyaret edebilirsiniz. Birkaçından aşağıda bahsedeceğiz, Selimiye için ise ayrı bir yazıda daha detaylı bişeyler yazmak istiyorum. Datça ve Orhaniye’ye gitme şansımız olmadı. Turunç’a ise ben daha önce gitmiştim ama bu gezide tekne ile önünden geçtik yetti bizim için.

Marmaris gezilecek yerler rehberimiz:

Marina:

Marmaris’in merkezi diyebilirim. Gün boyu kalabalık olan, akşam ailelerin yürüyüşe çıktıkları, sabah gezi teknelerinin kalktığı, onlarca restoranın ve hediyelik eşya dükkanının bulunduğu Marina’ya mutlaka uğrayacaksınız.Birazdan detaylandıracağım ancak bir gününüzü mutlaka gezi teknelerine ayırın. Gece dondurmanızı alıp sahilde yürüyün. Ara sokaklarına girip çarşısında da dolaşmayı es geçmeyin.


Barlar Sokağı:

Her tatil beldesinin bir barlar sokağı mutlaka vardır ancak Türkiye’de gittiğim tatil beldeleri içerisinde bence en başarılı olanı Marmaris’in barlar sokağı. Gece saat 23.00’den önce pek bir hareket göremezsiniz ancak bu saatten sabaha kadar gayet hareketli bir eğlence dünyasının içinde bulursunuz kendinizi. En büyük ve en popüler olan Club Areena. İlk tavsiyem burası olucak size. Bunun dışında Crazy Daisy, Green House, Joy Club diğer tavsiyelerim.

Gezi Tekneleri:

Aslında bu gezi teknesi olayını bir Marmaris’te dört farklı lokasyonda gerçekleştirdik. Ancak her giden bu kadar detaylı gezer mi bilmiyorum Marina’dan kalkan tekneler için ayrı bir paragraf açalım. Onlarca tekne ve alternatif içerisinde hangisini tercih etmeniz gerektiği konusunda kararsız kalabilirsiniz. Bir defa kesinlikle sınırsız alkol sunanları tercih etmeyin. Sizi teknede mümkün olduğunca az gezdirip bir an önce geri dönme telaşında oluyorlar ve güzel koylara götürmüyorlar. Ayrıca verdikleri yemekler de baya başarısız. Marmaris koyunu baz alırsak bu bölgenin içinde ve dışında kalan koylar var. Hepsini bir günde gezmek mümkün değil.



Biz dış liman koyları gezmek istiyorduk ağırlıklı. Hatta başka bir tekneye rezervasyonum olmasına rağmen son gece Marina’da gezerken Alaatin Kaptan’la tanıştık ve kendisinin Doğan Güneş teknesi ile çıktık tekne turumuza. Saat 10.00 da başlayan turumuzda Akvaryum koyu, Fosforlu mağara, Kadırga koyu, Gebe kilise ve Kumlubük’e uğrayarak da 18.30 da Marmaris’e dönüş yaptık. Son derece doğru bir karar verdiğimizi düşünüyorum. Ögle yemeği de başarılıydı. Kişi başı 40 lira verdik yanlış hatırlamıyorsam ama Alaattin Kaptan’ın hizmetinden memnun kaldığımız için gitmek isteyen olursa öneririm kendisini.

İçmeler:

Yazımın başında da belirtmiştim Marmaris’e yaklaşık 20 dakika mesafede bulunan bu beldede de bir gününüzü geçirebilirsiniz. Denizi çok temiz ve genelde merkeze yakın yerlerde olan gürültüden burada zerre bulamazsınız. Yani hem deniz hem de sakinlik olarak tercih edilebilir. 



Biz Marmaris’e geldiğimiz ilk gün otele yerleştikten sonra İçmeler tarafına yakın Palace Beach’te bir günümüzü geçirdik. Giriş ücreti olarak para almıyorlar ancak en az 40 liralık tüketim yapmanız gerekiyor içeride. Eğer altında bir hesap gelirse 40 lira ödüyorsunuz. Tabi bunlar 2015 yılı fiyatları bu sene farklılık olabilir. İlk gün yol yorgunluğu atmamız açısından doğru bir seçim oldu burası da. Akşama doğru daha bir hareketleniyor tabi ki ortam.

İztuzu Plajı / Dalyan Turu:

Bu turu karayoluyla da yapmak mümkün tabi ama asıl güzelliği deniz yoluyla yapmakta. Yine Marmaris’ten kalkan gezi teknelerine nazaran biraz daha büyük teknelerle çıkılıyor yola. Yaklaşık 2 saate yakın süren bir yolculuk sonunda dünyanın en güzel plajlarından biri olan caretta caretta evi olan İztuzu plajına ulaşılıyor. Buraya gelmeden yemek molası ve yaklaşık bir saat İztuzu’nda verilen denize girme molasının ardından Dalyan’a özel küçük teknelere geçiliyor ve sazlıkların arasında yolculuk başlıyor. 

Önce antik dönemden kalma Kaunos Kral mezarları önünde kısa bir bilgilendirme sonra da çamur banyolarına doğru devam ediliyor. Çamur banyolarında çamura bulanıp cildinizi güzelleştirdikten ve gerginleştirdikten sonra da dönüş başlıyor. Yine önce İztuzu’na sazlıklar ardından sonra da Marmaris’e 2 saat süren yolculuk. Oldukça yorucu ama bir o kadar da keyifli bir aktivite. Ben Marmaris’e gitmişken mutlaka gidilmesi gereken bir tur olarak düşünüyorum. Yine geçen sene 35 lira civarında bir para ödemiş olmamız gerekiyor bu tur için. Bu sene tabi ki değişmiş olabilir.

Akyaka (Gökova):

Marmaris merkeze yaklaşık yarım saat uzaklıkta olan Gökova körfezi’ne bağlı Akyaka’dan kalkan bir teknede geçirdik bir günümüzü de. Akyaka’ya Marmaris’ten ulaşmak için eğer arabanız yoksa minibüsleri kullanmanız gerekiyor. Günde 2-3 defa Marmaris-Akyaka arası sefer var. Vaktiniz varsa bir gece konaklamanızı ve bizim çok görmek isteyip de görme fırsatı bulamadığımız Azmak Çayı’nı da gezmenizi tavsiye ederim.



Tekne turumuza dönersek ben Oğuz Kaptan’ın teknesini internette araştırırken bulmuştum ama iyiki de bulmuşum Kaptan bizim güzel bir gün geçirmemizde baya bir yardımcı oldu sağolsun. Normal gezi teknelerinde ekstra içecekler için para ödüyorsunuz ancak Oğuz Kaptan alkol satmak istemediği için abartmamak kaydıyla alkollü içeceklerinizi dışarıdan getirmenizi rica ediyor. Buda geziyi daha hesaplı kılıyor. Ögle yemeğinde Çipura vardı ve günlük tur için kişi başı 50 lira ödedik.



Tur boyunca uğradığımız koylar Ziraatçiler koyu, Su altı mağaraları, Yunus koyu, Sedir (Kleopatra) adası, Fener adası ve Lacivert koy idi. En çok zamanı Sedir adasında harcadık. Kleopatra için getirilen özel kumların bulunduğu ve koruma altına alındığı bu adaya giriş müze kapsamında olduğu için ücretli. Adada Kleopatra plajının dışında antik bir tiyatro ve yıkık bir kilise mevcut. Bence çok bir esprisi yok çünkü gereksiz bir kalabalık var. Kimsenin olmadığı tertemiz koylarda yüzmek çok daha keyifli benim için.

Sabah 10.00 da başlayan turumuz yine akşam 18:00 civarı sona erdi ve aynı şekilde Marmaris’e dönüş yaptık. Gece önce Marina’da bulunan HIX adlı güzel bir bistroda bişeyler içip ordan Barlar sokağında bulunan Joy Club’a geçtik ve son gecemizi de bu şekilde tamamladık Marmaris’te.



2 günümüzü de Selimiye ve yakın koyları gezen bir tekne turunda geçirdik ancak bu kısmı daha detaylı olarak önümüzdeki günlerde anlatacağım sizlere. Marmaris benim için cidden özel bir yer. Dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım. Umarım faydalı olur okuyanlar için.

Bizi artık instagramda da takip edebilirsiniz.

En kısa zamanda tekrar görüşmek üzere.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder