24 Haziran 2016 Cuma

Selimiye.. Gizli Cennet..

Son yıllarda sıkça adını duyduğum Selimiye zaten anlatıldığı kadarıyla bile bir an önce gitmek istediğim yerler listesinde ilk sıralardaydı. Marmaris gezisi planlarken tabi ki Selimiye’ye uğramadan dönmek benim gibi bir gezgin için düşünülemezdi. İlk etapta günübirlik planladığım ve içine tekne turu da katmayı planladığım gezi seyahate 10 gün kadar kala bir anda gece kalmalı 2 günlük bir aktiviteye dönüşüverdi.



Selimiye eski adıyla Losta, Marmaris’e 40 km uzaklıkta, bundan 10-15 sene öncesine kadar doğru düzgün yolu bile olmayan sadece deniz yoluyla ulaşım sağlanabilen bir köymüş. Köy halinden hala bir şey kaybetmiş değil ancak konsept biraz değişmeye başlamış. Şu anda ulaşım karayoluyla çok rahat sağlanabiliyor ancak kapalı bir koyun içinde yer aldığı için gezi teknelerinin özellikle yaz aylarında demirlemek ve sakin bir akşam geçirmek için konakladığı uğrak bir noktada yer alıyor. Karayolu da bağlandıktan sonra ünü biraz daha artmaya başlamış tabii ki.



Eğer yaz aylarında koylarda konaklayabileceğiniz lüks bir yatınız yoksa Selimeye’ye gelmenin diğer alternatifi az önce anlattığımız gibi karayolu. Marmaris’ten dolmuşlarla her gün seferler yapılıyor. Biz bu şekilde ulaştık ancak bir sonraki ziyaretimiz mutlaka arabayla olacak. Çünkü Bozburun’a gitmek ya da yol üzerindeki bir diğer köy olan Orhaniye’de durup Kız Kumunda yürüyemediysek bunu benim o dönem araba kullanma zafiyetime ve dolayısıyla araba kiralayamamış olmamıza borçluyuz.



Selimiye küçük ve çok şirin bir köy. Ne kadar popüler olmaya başladıysa da onu popüler yapan bu köyün havası, sessizliği, sakinliği ve dinginliği. Dolayısıyla köyde lüks oteller, herşey dahil konseptler yada müzikli, gürültülü mekanlar bulmanıza imkan yok. Genellikle konaklama için pansiyonlar hakim. Fiyatlar ise kahvaltı dahil gecelik 200 liradan başlıyor. Bizde köy merkezine yakın ama aynı zamanda denizin de kenarında bulunan Mustafa abinin Adasu pansiyonunda kaldık. Sağolsun Mustafa abi çok güzel 2 gün geçirmemizde bize her anlamda yardımcı oldu. Birazdan detayları da anlatacağız. Yeni bir pansiyon oluğu için biz booking.com dan rezervasyon yaptırdık ve kahvaltı dahil 180 liraya kaldık. Kaldığımız oda biraz küçüktü ancak bu aklımıza bile gelmedi 2 gün boyunca.

Selimiye’de yapılacak onlarca aktivite yok. Gündüz deniz kenarında vakit geçirebilir, kitap okuyabilir, köyün içerisindeki hediyelik eşya dükkanlarından el emeği takılar, magnetler, kupalar satın alabilir akşam da deniz kenarında bir restaurantta yemeğinizi yiyip, Selimiye’deki tek müzikli mekan olan Piano Jazz Bar’da vakit geçirebilirsiniz. Bunun dışında Migros Jet, Carrefour mini ve Macro Center da bulabilirsiniz merkezinde.




Çarşamba sabahı Selimiye’de pansiyona yerleştikten sonra hemen merkeze geçtik biraz alışveriş yaptık ve arkasından acıkmış olduğumuz için soluğu Badem Mantı’da aldık. Gitmeden methini duymuştuk ve mantılarımızı yedikten sonra denize girmek ve dinlenmek için güzel bir yer aramaya başladık. İskele olan yerlerde de vakit geçirebilirdik ama biz hem denizin kenarında hem de içinde oturabileceğimiz bir yer aradığımız için Taşevler Beach de karar kıldık. Hem sakin bir gün geçirdik hem çok enfes bir denizde yüzdük hem de denizin içinde oturup buz gibi biralarımızı yudumlama fırsatı bulduk. Saat 16:00 ye kadar burada takıldıktan sonra pansiyona geri döndük çünkü Mustafa abi bize güzel bir söz vermişti.




Mustafa abi bize pansiyonun iskelesine bağladığı ufak teknesiyle akşamüstü hem güzel bir Selimiye turu attırdı hem de bu cennet koyun içerisinde başka bir koya götürerek merkezden çok daha güzel ve temiz bir koyda denize girmemizi sağladı. Kendisiyle hem keyifli bir sohbet yaptık hem de akşamüstü denizinin tadını doyasıya çıkardık. Su çok berrak, ılık ve muhteşemdi cidden. Pansiyona döndükten sonra önce kano ile ekstra bir gezi yaptık sonra da merkeze dönüp hem biraz yürüyüş yaptık hem de Paprika Cafe'nin enfes tatlılarını denemiş olduk.




Akşam yemeği hatta özellikle deniz mahsüllü mezeler, balık ve rakı için Selimiye’de favori birkaç restaurant var. En ünlüleri Sardunya ve Hidayet’in Yeri. İkisinde de birkaç akşam önceden aramama rağmen deniz kenarı bir masa bulamadım. Başka bir restauranta daha rezervasyon yaptırmıştım içime sinmeden ama tabii ki imdadımıza ailemizin pansiyoncusu Mustafa abi yetişti =) Pansiyonun önüne kurduğu iskelede (zaten tek bir masa alıyordu) bize iskelenin en ucunda çok güzel bir sofra hazırladı akşam. Rakımız, levreğimiz, mezelerimiz ve manzaramızla unutulmaz bir gece yaşadık diyebilirim. Akşam olup hava karardığında Selimiye’de yalnızca denizin sesi, ay ışığı ve çok az da mekânların ve yatların ışıkları kalıyor. O gece yaşadığımız huzuru inanın yaşamadan tarif etmek imkânsız. Sonuçta Betül’e de Selimiye’de özel iskele kapatmış oldum ayrıca =)




Perşembe bizim için daha önceden de ayarlamış olduğumuz Tekne Turu günü idi. Bence bu tatilimizde gittiğimiz koylar itibariyle en güzel tur Selimiye’de yaptığımız tur idi. Zafer Kaptan’ın teknesinde öğle yemeğinde levrek vardı ve günlük tur fiyatı 50 TL idi. Gün boyunca uğradığımız koylar sırasıyla Perili Ev, Arap Mezarı Koyu, Tavşan Adası, Bencik Koyu, Aşk Adası, Kameriye Adası ve Sığ Liman idi. Gerçekten hepsi birbirinden güzel, bakir ve enfes koylardı ancak bunların içinde en iyisi Bencik Koyu idi. Burayı mutlaka görmenizi ve bu koyda denize girmenizi şiddetle tavsiye ederim. Tekne dışında bir ulaşım olduğunu sanmıyorum buraya çünkü ormanın içinde deniz ve ağaçlardan başka hiçbir şey olmayan muhteşem bir yerdi. Ölmeden görülecek yerler listesine dahil edin derim.




Tekne turunu tamamladıktan sonra pansiyona dönüp çantalarımızı aldık ve son minibüse yetişmeden önce akşam yemeğimizi yemek için köyün içerisine girdik. Burada en meşhur iki pideci Mavi Pide ve Falcon Pide. Biz tercihimizi Falcon Pide’den yana kullandık ve hiç pişman olmadık. Gayet lezzetli iki pide ve ayran menüsüne 30 TL ödedik. Karnımızı doyurduktan sonra maalesef minibüse bindik ve istemeyerek de bu cenneti bırakıp Marmariste’ki otelimize geri döndük.




Selimiye benim için huzurla yaşanacak yerler arasına Bozcaada’dan sonra 2.sıradan giriş yaptı. Bu bölgeye yapacağım bir sonraki seyahatte daha detaylı bir program yapıp Datça, Orhaniye ve Bozburun’u da detaylı bir şekilde gezmek istiyorum. Bakalım ne zaman kısmet olacak. Umarım Marmaris yazımızla birlikte bu yazı da sizin için faydalı olmuştur. Keyifli okumalar.

Bizi artık instagramda da takip edebilirsiniz.

Görüşmek üzere…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder