11 Haziran 2016 Cumartesi

Yürümeye doyamayacağınız şehir.. Venedik..

İtalya turumuzun üçüncü durağı için sabah erkenden Firenze’den yola çıkıyoruz ve bu sefer rotamızda Venezia Santa Lucia tren istasyonu var. 2.5 saatlik bir yolculuğun sonunda nihayet Venedik’e ulaşıyoruz. İtalya’nın hatta Dünya’nın en merak edilen, en turistik şehirlerinden birisi Venedik. Kendine has bir romantizmi, havası, kokusu ve duruşu var. Sadece bir günümüzü ayırmamıza rağmen buraya da gelerek ne kadar doğru bir karar verdiğimizi günün sonunda tamamen anlamış olduk.



Venedik sular üzerine inşa edilmiş ve ününü kanallarıyla kazanmıştır. 118 küçük adacık, 170 kanal ve 400’ün üzerinde köprü ile adacıklar üzerinde ulaşım sağlanıyor. Yüzyıllardır varlığını günümüze kadar korumuş olmasına rağmen artık bilimsel olarak kanıtlanmış bir şekilde her sene bir miktar batmaya devam etmektedir. Biz görmeyiz herhâlde ama eninde sonunda bu güzel şehir tarih olacağa benziyor. O yüzden de hazır hala su üzerindeyken bir gidip görmekte fayda var.



Venedik’in merkezi 7 ayrı bölgeye ayrılıyor. Bunlardan San Polo ve San Marco en turistik kesimler. Tren istasyonu ise Cannaregio bölgesinde yer alıyor. Biz de konaklama için bu bölgede yer alan Hotel Marta’yı tercih ettik ama inanın otel hakkında hiçbir fikrimiz yok. Çünkü sadece check-in ve gece 5 saat uyuyup sabah Milano trenine yetişmek için oteli kullandık. Konaklama için şunu söyleyebilirim ki Venedik her konuda pahalı bir şehir olduğu için konaklama için de ciddi bir bütçe ayırmanız gerekebilir. Biz bahsettiğim otele bir gece için 98 € ödedik ki sadece tek yıldızlı bir oteldi. Bahsettiğim San Polo veya San Marco bölgelerinde takılıp orada konaklamak gibi bir niyetiniz varsa bu rakam çok daha yukarılara çıkacaktır.

Venedik’e tren dışında deniz yoluyla (cruise turlar) ya da uçak ile de ulaşmak mümkün. Uçakla geliyorsanız eğer Marco Polo havaalanına gelip oradan taksi, araç ya da deniz yoluyla da bölgeye geçiş yapabilirsiniz. Araç kiraladıysanız ya da havaalanından otobüsle filan geliyorsanız Santa Lucia Tren istasyonunun da bulunduğu Piazzale Roma bölgesinde araçları bırakmak durumundasınız. Çünkü Venedik’te şehir içerisinde araç kullanımı yasak. Ulaşımınızı yaya olarak ya da Grand Kanal üzerinde işleyen Vaporetto’lar ile sağlıyorsunuz. Vaporettoları tek yön 7.5 € günlük ise 20 € karşılığında kullanabilirsiniz. Pahalı bir şehir olduğunu az önce söylemiştim. Dolayısıyla bu şehri anlamak ve tam anlamıyla tadını çıkarabilmek için en ideal ulaşım aracı ayaklarınız olacak.



Otele yerleştikten sonra şehri tanımak için çıkarken mutlaka bir harita edinin ancak yürürken çok da işinize yaramayacağını baştan söylemek lazım. Yüzde 99.9 kaybolacaksınız. Çünkü sokaklar belli bir düzen içerisinde değil ve harita ile yönünüzü bulabilmeniz imkânsız. Zaten Venedik’i güzel kılan detaylardan birisi de bu. Bir sokağa giriyorsunuz çok kalabalık köşeyi dönüyorsunuz kimsecikler yok. Bir sokağa giriyorsunuz çok geniş diğer tarafa dönünce sokaktan tek kişi bile zor geçiyorsunuz. Zaten yönünüzü kaybetseniz bile “Ponte Rialto” “San Marco” gibi tabelalar birçok sokağa ok işaretleriyle yerleştirilmiş durumda. Dolayısıyla kaybolsanız bile bir şekilde yolu bulabiliyorsunuz. Tabi gündüz sorun yok ama özellikle gece bu sorun olabiliyor kaybolduysanız. Biz gece oteli ancak Google maps yardımıyla bulabildik. Birde gece hayatı çok renkli olmadığı için saat 22.00 den sonra filan sokaklar iyice ıssız ve korkutucu bir hal alabiliyor. Siz bizim gibi yürüyerek değil Vaporetto ile dönüş seçeneğini de kullanabilirsiniz =)



Bu kadar anlattıktan sonra Venedik’in belli başlı gezilecek yerlerini de yazalım:

San Marco Meydanı:

Piazza San Marco Venedik’in en ihtişamlı ve en ünlü meydanı. Meydanda San Marco Bazilikası (Basilico di San Marco), Dükler Sarayı (Palazzo Ducale), Aziz Mark’ın Çan Kulesi (Campanile di San Marco), müzeler ve dev gibi bir kütüphane bulunuyor. Çan kulesine çıkıp 5 € karşılığında bir Venedik manzarası izlemek isteyebilirsiniz. Bunun dışında yine meydanda klasik müzik eşliğinde kahvenizi yudumlayabileceğiniz turistik ama bir o kadar da afilli cafeler bulunuyor. Ünlü Cafffe Florian da yine bu bölgede yer alıyor. Tabi müzik dinlemek için bile hesaba ekstra yazdıklarını da söylemeliyim.

Meydanın arkasına geçtiğinizde yine çeşitli cafeler, restaurantlar ve hediyelik eşya satan onlarca dükkan bulabilirsiniz. Yine de San Marco bölgesinin ve yakınındaki restaurantların diğer bölgelere göre daha elit restaurantlar olduğunu ekleyelim. Ünlü markaların dükkanları ve alışveriş seçenekleri hep bu tarafta. Hard Rock Cafe Venedik de yine San Marco meydanına yakın diyebilirim. Gecenin bir kısmını burada geçirdik.



San Marco Meydanı’ndan çıkıp sola döndüğünüzde hemen Ahlar Köprüsü ya da Hasret Köprüsü denen Ponte di Sospiri karşınıza çıkacak. Bu köprünün esprisi eski dönemde burada bulunan Zindana ya da idama götürülen mahkumların Venedik’in ihtişamını son bir kez görebilmeleri için yapılmış olması. Alttaki fotoğrafta görebilirsiniz:



Ponte di Rialto (Rialto Köprüsü):

Venedik’in ortasından ters S şeklinde geçen ve şehrin içinde ana ulaşımı sağlayan kanal Grand Canal olarak biliniyor ve yukarıda da değindiğimiz gibi Vaporetto seferleri bu kanal üzerinde yapılıyor. Grand Canal üzerinde yer alan dört köprüden en ünlü ve en eski olanı Rialto Köprüsü. Köprü üzerinde bulunan dükkânlar genellikle takı, hediyelik eşya tarzında. Köprünün üzerine çıktığınızda öyle bir turist kalabalığı var ki insanlar nerdeyse fotoğraf çekebilmek için birbirini ezecek noktaya geliyor. Köprünün etrafında vaporetto durağı, gondol durakları ve kanal dibinde oturup Venedik’in keyfini çıkartabileceğiniz çeşitli cafeler mevcut.

Gondol Meselesi:

Venedik’e gitmişken olmazsa olmaz meselesi de denilebilir Gondollar için. Tamam yürüyerek gezmek filan da çok keyifli ancak Venedik’in kanalları içinden gezmek o kültürü daha yakından tanımak için mutlaka yapılması gereken aktivite Gondola binmek. Ağırlıklı olarak San Marco meydanı ve Rialto Köprüsü civarından kalkıyor gondollar ancak kanalların arasından yürürken başka duraklar da bulabilirsiniz binebilmek için. Fiyatları 6 kişiye kadar 45 dakikalık tur için 80€ dan başlıyor ve Venedik’in ünlü siyah beyaz çizgili kazak giyen Gondolc amcaları pazarlığa pek yanaşmıyor. Herhangi bir marketten şarabınızı uygun fiyata alın ve 45 dakika boyunca Venedik’in tadını doyasıya çıkartın.

Önemli not: Biz binmedik =)

Santa Maria Della Salute Bazilikası:

Venedik’in simge Bazilikalarından bir tanesi diyebiliriz. 1600’lü yıllarda yaşanan veba salgınından sonra insanların dua etmesi için yaptırıldığı söyleniyor. Bu sayede salgının hafifleyeceği ve ortadan kalkacağına inanılmış ve bu kilise yaptırılmış. San Marco meydanından Grand Canal’a girdikten sonra hemen sol tarafta kalıyor. Zaten mimarisinin gösterişi ile de hemen kendisini belli eden bir yapı. Kiliseyi yakından ziyaret etme şansımız olmadı ama San Marco’dan çıktıktan sonra akşamüstü kaybolma seansımızda şans eseri tam kanal kenarında kimselerin olmadığı ve kolay bulamayacağı bir iskele keşfettik (biz bile tekrar orayı bulabilir miyiz emin değiliz). Bu iskele Bazilika’yı tam karşıdan gören bir konumdaydı. Bu kadar sakin ve güzel yeri bulunca iskeleyi sahiplendik ve çantaya attığımız biraları ve puroları çıkarıp yaklaşık iki saat sakinliğin, Venedik’in ve Grand Canal’ın keyfini sürdük. Venedik’te gün boyunca geçirdiğimiz en keyifli iki saatti diyebilirim. Gün batımıyla birlikte de tekrar şehrin içine ve sokaklarına geri döndük.

Hazır veba salgınından bahsetmişken Venedik’in meşhur maskelerinin de bir rivayete göre bu dönemde ortaya çıktığı söyleniyor. Veba salgınından dolayı ölümler artmış, hastalık şehri fena halde vurmuş ve insanlar tanınmayacak hale gelmişler. Bu duruma çözüm olarak da tanınmamak ya da hastalığın bulaşmasını engellemek adına bu maskeler kullanılmaya başlamış. Bir rivayete göre de zenginliğin sembolü ya da gösteriş adına balolarda, özel gecelerde kullanılmış uzun süre ve Venedik’in sembollerinden biri haline gelmiş. Venedik’te hediyelik eşya dükkanlarında magnetlerin ya da hatıra eşyaların yanı sıra daha çok maske ve özel Murano camlarından yapılmış süs eşyalarına rastlarsınız. Biz de çeşitli maske denemeleri yapıp kendimize de bir çift almayı ihmal etmedik.



Biz gitmedik ama bir günden daha fazla vakti olanlar için bir gününüzü Murano ve Burano adalarına ayırabilirsiniz. Bu adalar da Venedik’e bağlı ve özellikle cam işçiliğinin yapıldığı adalar. Fotoğraflardan gördüğümüz üzere görmeye değer ve Venedik’in merkezine göre çok daha canlı ve renkli adalar. Vaporettolar ile San Marco’dan yarım saat civarı sürüyormuş. Yazımızı bitirmeden önce bunu da dip not olarak ekleyelim.



Venedikle birlikte İtalya gezimizden geriye yine sadece bir günümüzü ayırabildiğimiz Milano gezisi kaldı. Onu da dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışıp bu tura nokta koymayı planlıyoruz. Tabi araya geçen seneki Marmaris seyahatimizi de sıkıştırarak. Umarım keyifle okumuşsunuzdur. Görüşmek üzere.

8 yorum:

  1. Ahh Venedik ahh.Venedik benim korkulu rüyamdı :) Gittiğimde bir sabah suları yükselince çok tedirgin olmuştum. İtalyayı çok severim lakin Venedik yaşamak isteyeceğim en son şehir sanırım :):)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok özel bir şehir olduğu kesin ama zaten yaşama anlamında da bence en son yaşanılacak şehirlerden biri hele ki milanoyu gördükten sonra =)

      Sil
  2. Çok güzel anlatmışsınız teşekkürler floransa venedik arası tren yolculuğuna ne kadar ödediniz acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. merhaba,

      en hızlı trene bilet aldık ama bletler 3 ay önce satışa çıktığı için ben ilk çıkan biletlerden aldım ve kişi başı 18 € gibi bişey ödemiş olmamız lazım. roma-floransa-venedik-milano-roma rotasında en hızlı trenlerle iki kişi topamda 150 € ya yolculuk yaptık ki baya hesaplıydı erken bilet aldığımız için. trenitalia.it sitesinden kontrol edebilirsiniz.

      Sil
  3. 12-15 Temmuz Roma 15-17 Floransa ve 17-19 Venedik yapacagım öneriniz varmidir blogdakiler dışında ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. merhaba şeref bey,

      bildiğim herşeyi blogda anlattım ama şunu önerebilirim. bende seyahat ederken bol bol blog okuyorum ama biraz da seyahatinizi akışına bırakın ve kendiniz çok güzel yerler keşfedebilirsiniz. iyi tatiller =)

      Sil
    2. Teşekkür ederim hocam gondola muhtemelen ekonomik çözüm bulursak binmek gibi bir arzumuz var bakalım Hayırlısı

      Sil
  4. Bloggerlar Blog World de buluşuyor. Sizi de aramıza bekleriz. Diğer bloggerları yakından takip ederken içeriklerinizi tanıtabilirsiniz.

    YanıtlaSil